| ||||||||||||
| ||||||||||||
| ||||||||||||
MENÜKUMRUAKTİF HABERHABER ARAFOTO GALERİSON YORUMLANANLAREN ÇOK OKUNANLARSİTEMİZİ BEĞENİN |
Hangi Çağda Yaşıyoruz
30 Ağustos 2010, 13:19 İnsanlık tarihi, pek çok yönden çağlara ayrılarak izah edilmektedir. Kimileri ilk, orta, yakın, yeniçağ diye bir yol tutturmuş… Kimisi, bilgi çağına geçtiğimizi, kimisi de “dijital” çağda olduğumuzu söylüyor. Başka adlar da sırada… Diğer taraftan, insanların kaba taş, yontma taş, cilalı taş ve maden (bakır, tunç, demir) devirleri yaşadığını söyleyenler var. Bazıları da, insanların avcılık, toplayıcılık, çobanlık, ziraatçılık, yerleşik düzene geçiş dönemlerinden bahsetmektedir. Bize kalırsa, insanlık, hala avcılık çağında yaşıyor… Her gün biraz daha geliştirerek… Onun için, insanların yaşamış olduğu devirleri, bir anlamda “avcılık devirleri” olarak ele alarak incelemekte yarar vardır! Bakınız, nasıl? İzah etmeye çalışayım… Yıllar önceydi… Bir seyahat firması, başta şoförleri olmak üzere, çalışanlarına, bir dizi seminer vermemi istemişti. Hareket noktası şu idi: Daha güvenli bir yolculuk… Tabiî ki şirket sahibi, iyi hizmet sunarak, hem para hem de itibar kazanmayı amaçlıyordu. Konu “insan ve güvenlik” olunca, ister istemez kabul ettim. Yalnız, bu alanı yakından tanımak için bir dizi araştırmalar yapmak gerekti. İlk iş olarak, ulaşabildiğim kadarıyla, çalışanların problemlerini dinledim. Daha sonra da bin kadar yolcu üzerinde anket uygulaması yaptım. Ayrıca, epeyce gözlemlerim oldu… Sonuçta ortaya çeşitli istekler çıktı. Yolcuların da, hizmet sunanların da birbirlerine pek çok diyecekleri vardı. Yalnız temel soru şu idi… Hizmet sunanlar, yolcuları nasıl görüyorlar? Bilindiği gibi, yolcu taşıma hizmetleri, eskiye göre çok değişmiştir. Yalnız bir anlayış var ki, hala geçerliliğini korumaktadır… Yolcu avlamak!.. Biraz gözlem yaparsanız, bunun çeşitli şekillerini sizler de görürsünüz. Hatta bu konuda, kendi aralarında oluşmuş şöyle bir deyim bile var… Ördek!.. —Kim bu ördek? —Yolda, biletsiz olarak el kaldırıp binenler… Bir anlamda kayıt dışı yolcular… —Ne yapılır ördekler? —Elbette ki avlanırlar! Şimdi buradan hareketle, hayatın diğer alanlarına bakalım… Bazı dükkânlarda, esnaflık kültürümüz içinde oluşan şu deyim göze çarpar: Müşteri veli nimetimizdir. Denilmek isteniyor ki, mal almaya gelen kişi, nimetinden faydalandığımız bir insandır. Bir bakıma ona borçluyuz. Öyleyse, ticarethanemize gelen kim olursa olsun, saygıda kusur etmemeliyiz… Son zamanlarda, bunun yerine geçen ithal bir deyim de kullanılmaktadır… Müşteri kraldır! Siz böyle diyenleri, bir de mal kıtlığında görünüz… Kral mısınız, veli nimet misiniz, yoksa av mısınız? Bir keresinde, bir satıcı ile müşteri ilişkisine şâhit olmuştum. Satıcı,müşteri ne isterse yerine getiriyordu. Şunu indir, bunu kaldır… Onu getir, bunu götür… Bu arada, alâ tarafından bir de yemek… Daha yemek vakti bile gelmeden!.. Sonradan müşteriye, bu yemeğin anlamını sordum. Baktım, her şeyin farkındaydı. Ama ben anlayamamıştım, kimin kral, kimin kul, kimin de veli nimet olduğunu! Dershanelere bakıyorum; zeki öğrenci avında Üniversiteler de yüksek puan alanların peşinde… Hac ve umre yolculukları yaptıranlar da öyle… Avlar kapış kapış!.. Paranız varsa, herkes etrafınızda dört dönüyor… Ne demişler? Paran varsa âlem kulun… Yoksa paran pulun, cehennemdir yolun!.. Bir ara, bir kanaat ve cemaat önderi ile görüşmeyi arzu etmiştim… Ama yakınları geçit vermedi. Sözü, “Şöhretin de yok, paran da yok” demeye getirmişlerdi. Bir zamanlar, bir kişinin, bağlı olduğu bir cemaatten ayrılış hikâyesini dinlemiştim… Zenginlere davet vermişler. Bu esnada, liderleri kürsüye çıkarak meseleyi anlatmaya başlamış… Fakat konuşmanın en hararetli yerinde, hastalanıvermesin mi? Hemen koluna girerek yardımına koşmuş. Daha bir adım atmadan, cemaatin içinden ızbandut gibi bir kişi gelerek önlerine gerilmiş… “Sen inersen biz nasıl para toplarız? Olmaz böyle şey!” demiş. O da, çaresiz kalan liderlerini, içi parçalanarak yerine oturtmak zorunda kalmış… Sonra, zar zor konuşmasını tamamlamış. Bu olay o kadar kanına dokunmuş ki, bir daha hiçbir cemaat faaliyetine katılmamış… 1980 öncesi yıllardı. Önde gelen bir parti yetkilisinden dinlemiştim… Şöyle diyordu: Baktık, bizden öncekiler, seçmene tencere tabak veriyor. Örnek olarak seçtiğimiz bir bölgeye biz de aynısını uyguladık. Ve oradan tulum çıkardık!.. Bütün bunlar neden oluyor, dersiniz? Meseleye elbette, sadece tencere, tabak, kömür, bulgur, makarna, un açısından bakmamak gerekir… Eski bir Adalet Bakanına, neden bu kadar partiliyi bakanlığına yerleştirdiği sorulmuştu. O da, hiç çekinmeden, “Elbette yandaşlarımı alacaktım. Falanca partilileri mi alacaktım?” diye kendisini savunmuştu. Hem de milletin gözünün içine baka baka… Yüzü bile kızarmadan… Bu pişkinlik, nasıl kazanılıyor diye, hep merak eder dururum… Üstelik bunu, bir adâlet bakanının yapması, o toplum için önemli bir göstergedir… Tesadüf eseri, özelleştirmeye karşı çıkan bazı fabrika işçileriyle karşılaştım. O kadar çok haktan hukuktan bahsediyorlardı ki… İster istemez, bazı şeyleri sormaya mecbur oldum… —Siz fabrikaya girerken, orada ihtiyaç var mıydı? —Doğrusunu isterseniz, yoktu? —Peki, nasıl girdiniz? —Partili yakınımız sayesinde? —Bu yaptığınızı doğru buluyor musunuz? —Orasını hiç karıştırma! Hepsi, bizi avlamak için… Şu lanet olasıca oyumuz yok mu?.. Sonradan vicdan azabı duyanlar olsa da, genelde vatandaş bu gibi işlerden memnun… Anlaşılan o ki, bir avcılıktır, gidiyor… Kimi ayı avlıyor, kimi dayı… Yani herkes birbirini avlamaya çalışıyor… Avlayan avlayana!.. Görüldüğü gibi, kimisi avda yem olarak, tencere tabak kullanıyor; kimisi de çeşitli makamları ve iş alanlarını peşkeş çekiyor. Ve bu anlayış, maalesef, toplumun her kesimine hâkim. Kısaca, herkes birbirinin aynı… Bir de kalkmışız, okullarda öğrencelere, “İnsanlar bir zamanlar avcılık dönemi yaşadı” diye okutuyoruz… İşin doğrusunu niye öğretmiyoruz? Evet, bir zamanlar, birkaç âletle insanlar av yapıyorlardı… Şimdi, her türlü inanç, fikir, bilgi, sistem ve âlet kullanarak, her şeyi avlamaya çalışıyor insan… Hatta birbirini bile… Asıl avcılık çağı şimdi! Bir an önce, bu çağdan kurtulmak istiyorsak, bunun tek yolu var… İnsanlığı ön plâna çıkaran bir eğitim sistemi uygulamak. Bu makale 2210 defa okunmuştur.
|
YAZARLAR
TERÖRÜ LANETLİYOURUZGOOGLE TRANSLATETÜM GAZETE MANŞETLERİORDU'DA HAVA DURUMUİSTATİSTİKSitemizde 13 kategori, 1345 haber bulunmaktadır. Bu haberler toplam 2313721 defa okunmuş ve 1969 yorum yazılmıştır.
|
||||||||||
|
Kumruluyuz.biz© 2005 Tüm Hakları Saklıdır
Altyapı: MyDesign |
||||||||||||