| ||||||||||||
| ||||||||||||
| ||||||||||||
MENÜKUMRUAKTİF HABERHABER ARAFOTO GALERİSON YORUMLANANLAREN ÇOK OKUNANLARSİTEMİZİ BEĞENİN |
Bir Depremin Ardından
28 Ekim 2011, 19:21 Her depremden sonra çeşitli kesimlerce farklı değerlendirmeler yapılır ve bir takım temennilerde bulunulur. Diğer taraftan eksiklikler ve suçlanacak kimseler de bir bir sayılır… Bunların başında, hırsız müteahhitlerle iş birliği yapan siyasiler, bürokratlar ve denetçiler vardır. Halk da pek masum sayılmaz. Çünkü hakkını arama bilinci gelişmemiştir. Bu arada işi kadere havale edip rahatlamaya çalışanlar da yok değildir. Bir takım çevreler de kardeşlik ve yardım duygusunun böyle anlarda ne kadar önemli olduğuna dikkat çekmektedir. Medya derseniz, konuya farklı açılardan yaklaşır. Onlar daha çok “en güzel deprem fotoğrafı çekme” ve haber yakalama peşindedir. Çok defa da olayları, “koyun can derdinde kasap et derdinde” anlayışı ile ele alır. Televizyon ekranlarına yine gün doğar. Hemen stoklarında mevcut bilgiç takımını tartıştırıp aynı şeyleri hiç sıkılmadan tekrar ettirip dururlar. Bir de siyaset takımı var. Onların oyunları genelde oy avlama üzerine kuruludur. Bu gibi durumlarda sahte vicdan azabı da ortalıkta boy gösterir… Bu tıpkı, iki üç yaşındaki çocukların ağlayan bir çocuğu görüp de ağlamasına benzer. Meselâ bazı kişiler vardır… Kendisini ağlamaya ve sızlanmaya ayarlar. Birisi biraz acıklı ifadeler kullansa, hemen gözleri dolabilir. O esnada yardım söz konusu ise onu da yapar. Bütün bunlar basit bir şartlanmadan ibarettir. İçinde doğru bir bilinç yoktur. Görünüşe aldanmamak gerekir… Eğer şimdiye kadar yapılan bunca hayıflanmalar, ağlamalar ve sızlanmalar gerçek bir bilincin yansıması olsaydı, her afet sonunda bu kadar göz yaşı ve ıstırap olmazdı. Peki, bunca gayret ve çaba niye? Görünüşe bakılırsa, yaraların sarılması ve bu acıların bir daha yaşanmamasıdır. Ne yazık ki, yaraları da iyi saramıyoruz. Acıları da her seferinde fazlasıyla yaşıyoruz. Çünkü ders almasını öğrenmemişiz. Bilge bir kişi deliliği şöyle tarif ediyor: Her defasında aynı şeyleri yapıp da farklı sonuçlar beklemek! Biz aklımızı kullanmaktan neden bu kadar uzağız? Neden bu kadar çabuk unutuyoruz? Gösterilen dayanışmaları dini inanç ve duygu ile izah edenler var… O zaman neden Hz. Peygamberin şu sözü dikkate alınmaz? Mü’min (Allah’a gerçek anlamda güvenen kişi) bir delikten iki defa sokulmaz! Ama sokuldukça sokuluyoruz… Ayrıca her seferinde, buna dayanmayı büyük bir sabır ve kahramanlık örneği olarak sunuyoruz. Doğrusu kötü bir aldanış! Halbuki Kur’an şu iki noktaya sürekli dikkat çeker: Birincisi, geçmişle ilgili olayları hatırda tutmaktır. Hangi olaydan dolayı insanların başına ne tür belalar geldiğini bilmek çok önemlidir. İkincisi ise, bu olayları iyi tahlil edip gelecekle ilgili akıllıca tedbirler almaktır. Şimdi, İslâm dünyasına bu açıdan bakıp bir değerlendirme yapacak olursak, her halde şapkamızı önümüze koyup epeyce düşünmemiz gerekecek. Büyük düşünür Mevlanâ, ünlü eseri Mesnevî’nin üçüncü cildinde bir köpek hikâyesi anlatır… Bu köpek her kış geldiğinde, soğuktan pek mutazarrır olup kendi kendine şöyle söz verirmiş: —Şu yaz bir gelsin, kendime taştan bir ev yapacağım… Tabiî ki yaz gelince, kemikleri ısınır. Artık ağaçların gölgesi de evdir. Haliyle, gönlü istese de, ev yapmaktan vazgeçer… Bu keyif ne zamana kadar sürer, dersiniz? Elbette ki bir sonraki kışa kadar… Ve yine aynı soğuklar ve büzüşmeler tekrar edip durur. Dileğimiz odur ki, akıllar bir an önce devreye girsin. Yoksa her kıştan sonra bahara ve yaza kavuşmak mümkün olmayabilir! İşin en acı tarafı da bu olsa gerek. Bu makale 496 defa okunmuştur.
|
YAZARLAR
TERÖRÜ LANETLİYOURUZGOOGLE TRANSLATETÜM GAZETE MANŞETLERİORDU'DA HAVA DURUMUİSTATİSTİKSitemizde 13 kategori, 1414 haber bulunmaktadır. Bu haberler toplam 2659250 defa okunmuş ve 2089 yorum yazılmıştır.
|
||||||||||
|
Kumruluyuz.biz© 2005 Tüm Hakları Saklıdır
Altyapı: MyDesign |
||||||||||||