| ||||||||||||
| ||||||||||||
| ||||||||||||
MENÜKUMRUAKTİF HABERHABER ARAFOTO GALERİSON YORUMLANANLAREN ÇOK OKUNANLARSİTEMİZİ BEĞENİN |
Kafa Bu Olunca..
23 Kasım 2011, 22:06 Bir ara üst düzey bir yönetici ile karşılaştık. Daha hal hatır bile sormadan başladı, anlatmaya… İşleri hiç bitmiyormuş… Gece gündüz demeden, şu toplantı bu toplantı diyerek, oradan oraya koşuşturuyormuş… Herkesin işi bunun üzerinde imiş. Bu sebepten evinin yolunu bile bulamıyormuş. Doğrusu, insan acımadan edemiyor. Vah, vah! Ne demişler? Büyük başın derdi büyük olur! Fakat şikâyete hakkı olmasa gerek. O makama gelene kadar, kim bilir kaç el etek öptü… Üstelik orada tutan da yok. Yapamıyorsa, yorulduysa, bilgisi ve tecrübesi o işi yapmaya yeterli olmaktan çıktıysa bırakıp gidebilir. Hiç kimse kendisini bulunmaz Hint kumaşı olarak görmemeli. Vazgeçilmez de sanmamalı. “Bu işi benden daha iyi kimse yapamaz” inancı da çok sakattır. Analar neler doğurmuştur… Peki, bu tip tutum ve davranış içinde olanlar ne yapmak istiyor? Ya çok büyük işler yaptığını söylemeye çalışıyorlar, ya da yaptıkları işin küçüklüğü görülmesin diye çırpınıp ortalığı toz dumana boğuyorlar. Bir de şu var… Yönettikleri kişileri çocuk gibi de görebiliyorlar. Tabiî ki anlayış bu olunca, şu hareket kaçınılmaz oluyor: Çocuğa iş buyuran, ardınca kendi gider! O da öyle yapıyor. Çünkü güvenemiyor. Bunun için de her şeye kendisi koşuyor. Ortaya bir hedef koyma, plânlama, koordine etme, yönlendirme, takip etme ve denetleme yapma yerine, bizzat herkesin işini yapmaya çalışıyor. Bu anlayış yüzünden sıkıntıya giren pek çok kurum ve kuruluş vardır. Baştaki her şeye karışınca, işler karma karışık hale geliyor. Bir zamanlar, yakından tanıdığım bir holding başkanını, bu konuda uyarmışlardı. Dinlemedi… Hep burnunun doğrusuna gitti. Bilgiçliği kimseye kaptırmak istemiyordu. Çünkü her şeyi herkesten daha iyi bildiğine inanıyordu. Onun bu hayalperestliği, kendisini de, şirketini de, ortaklarını da batırdı. En kötüsü de insanların birbirlerine olan güven duygularını yok etmesidir. Yine bir sohbet esnasında emekli bir okul müdürü anlatmıştı. Bir zamanlar, çalıştığı bölgenin büyük amiri, bütün okullarda ve kurumlarda sinek uçsa haberinin olmasını istemiş. Bunun kendisini çok yoracağını münasip dille anlatmışlar. Dinlememiş… Tam aksine, her işe burnunu daha da sokmaya başlamış. En büyük zevklerinden birisi de, birbirinden şikâyetçi olanları karşısına alıp güzel bir kavga ettirmekmiş. Tam bir horoz dövüştürücüsü! Gel zaman git zaman, en küçük bir iş için bile ona müracaat etmeye başlamışlar. Öyle ki, kafasını kaşıyacak hali kalmamış… Yorgunluk, bitkinlik, stres ve depresyon başını alıp gitmiş. Sonunda bakmış ki, böyle olmayacak; “Ne haliniz varsa görün” diyerek ipin ucunu hepten koyuvermiş. Elbette bu da akıl işi değil. Maalesef her kademe, bu tip kafalarla dolup taşıyor! Sistem de buna zemin hazırlıyor. Bir an önce bundan kurtulmak gerek… Bu makale 447 defa okunmuştur.
|
YAZARLAR
TERÖRÜ LANETLİYOURUZGOOGLE TRANSLATETÜM GAZETE MANŞETLERİORDU'DA HAVA DURUMUİSTATİSTİKSitemizde 13 kategori, 1414 haber bulunmaktadır. Bu haberler toplam 2659262 defa okunmuş ve 2089 yorum yazılmıştır.
|
||||||||||
|
Kumruluyuz.biz© 2005 Tüm Hakları Saklıdır
Altyapı: MyDesign |
||||||||||||