| ||||||||||||
| ||||||||||||
| ||||||||||||
MENÜKUMRUAKTİF HABERHABER ARAFOTO GALERİSON YORUMLANANLAREN ÇOK OKUNANLARSİTEMİZİ BEĞENİN |
Dürüst Olmanın Bedeli
29 Aralık 2011, 19:19 Dürüstlük, sözün fiile, için dışa uymasıdır. Tarih boyunca bu, hep aranan bir insani özellik olmuştur. Hatta dürüst olmayanlar bile, öz itibariyle bunu istemektedir. Çünkü yapılan deneylerde, en çok yalan söyleyenler dahi, kendilerine yalan söylendiğinde aşırı derecede kızmışlar… Dürüst insan sözünün eridir. Bir kere söz ağızdan çıktı mı, ne pahasına olursa olsun, geriye dönüş yoktur. Söz bir, Allah bir! Sosyal ilişkilerde güveni, dolayısıyla da dayanışmayı oluşturan budur. Eğer bir arada yaşayan insanlar arasında bu ruh kaybolursa, orada şüphecilik ve tedirginlik baş gösterir. Herkes başını kurtarmak için, aşırı tedbir alma yoluna gider. Bu da hem fazla masraf ve hem de korku demektir. Nerden bakılırsa bakılsın, bu durum bunalımlara ve ruh hastalıklarına davetiye çıkarır... Ne var ki dürüstlerin sayısı gittikçe azalmaktadır. Hatta dürüstlük, çok sıra dışı bir tutum ve davranış olarak algılanmaktadır. Dahası da var… Dürüst kişiler, neredeyse her kurumda ve alanda sıkıntı sebebi olarak görülüyor. Onlar kesinlikle, köşe başlarını tutmuş menfaat çetelerinin işine gelmiyor. Çünkü oyunlarını bozup keyiflerine kaçırıyor. Onun için de, bir şekilde bunların ayaklarını kaydırmaya ve saf dışı etmeye çalışıyorlar. İstisnalar olsa da, dindâr olarak görülen çevrelerde de bu böyle… Bu gidiş hayra alâmet değil! Bir ara otuz yıldır çeşmecilik yapan bir usta ile görüştüm. Bir taraftan kendisine iş yaptırırken, bir taraftan da başından geçen ilginç olayları anlattırdım. Çok büyük müteahhitlere iş yapmış. Bir ara söz dönüp dolaştı; en ufak sarsıntıda yıkılan binalara geldi… Sordum kendisine sordum… —Şimdiye kadar hiç dürüst bir müteahhide rastladınız mı? Derin bir iç çektikten sonra cevap verdi… —Bir tane vardı, ama battı! —Nasıl olur? —Nasıl olacak? Gayet basit… Malzemeden çalmadığı ve dürüst işçilik yaptığı için… Yuva yaptığı insanlar, zamanında aidatlarını ödemediler. O da bu yüzden malzeme aldığı yerlere ödeme yapamadı. Sonra her şeyine haciz geldi. Şimdi ortalıkta pek gözükmüyor. —Peki, sizin de alacağınız var mı? —Var, ama helal olsun! Yıllarca ekmeğini yedik. Eline geçerse zaten verir. Yok ki ne versin! Bu kişiyi görmeyi çok merak ettim. İlerde bir fırsatını bulursa tanıştıracak. Ne tuhaf değil mi? Müslüman olduğu iddia edilen bir toplumda, işinin ehli olan bir insan, dürüst iş yaptığı için batıyor! Her şeyi elinden yok pahasına alınıyor? Çoluk çocuk perişan duruma düşüyor! İtibarı beş paralık oluyor? Nerede bunca yardım toplayıp dağıtan kuruluşlar? Nerede o zekât edebiyatı yapanlar? Nerde o her yıl hac ve umre yapma süksesine kendisini kaptıranlar? Nerde o sosyal devletten dem vuranlar? Nerde o, kendisini halkın derdinden sorumlu tutan idareciler? Nerde o adâlet dağıtan hâkimler? Gerçekten çok acı! Asıl büyük sarsıntı, işte burada… Diyelim ki, ne pahasına olursa olsun depremde çatlayan ve yıkılan binaları yıkıp yeniden sağlamını yaptınız… Sarsıntı deyince sadece depremi anlayan kafaların şunu kafalarına iyi sokması gerekir. Önce, bu sarsıntıları hesaba katmayan anlayışı ve vicdansızlığı yıkmak şarttır. Tabiî ki sonra da bunun yerine, eğitilmiş bir akıl ve irfanı dikmek gerekir. Bunun için Allah korkusu ve utanma duygusu kalplere yerleştirilmesine ihtiyaç var. Bu konuda bir gayret yoksa bütün emekler boşuna! Sözün kısası şu… Bir toplum ayakta durmak istiyorsa, en başta hedefi, dürüst insanlara arka çıkmak ve bunların sayılarını artırmak olmalı… Yoksa bir gün, o toplumun cenaze namazını kılan bile bulunmaz! Nasıl gideceğini söylemeye, bilmem gerek var mı? Bu makale 510 defa okunmuştur.
|
YAZARLAR
TERÖRÜ LANETLİYOURUZGOOGLE TRANSLATETÜM GAZETE MANŞETLERİORDU'DA HAVA DURUMUİSTATİSTİKSitemizde 13 kategori, 1414 haber bulunmaktadır. Bu haberler toplam 2659275 defa okunmuş ve 2089 yorum yazılmıştır.
|
||||||||||
|
Kumruluyuz.biz© 2005 Tüm Hakları Saklıdır
Altyapı: MyDesign |
||||||||||||