| ||||||||||||
| ||||||||||||
| ||||||||||||
MENÜKUMRUAKTİF HABERHABER ARAFOTO GALERİSON YORUMLANANLAREN ÇOK OKUNANLARSİTEMİZİ BEĞENİN |
Kandırmaca Oyunu
06 Mayıs 2009, 21:52 Bazı büyük marketlerde şikâyet kutuları var… Güya istekleri ve eleştirileri dikkate alıp daha kaliteli hizmet sunacaklar… Gerçi ne kadar yazılsa da, şimdiye kadar pek dikkate alındığını görmedim… Kim bilir, belki de işlerine gelen bir istek çıkmıyor! Yalnız bir keresinde, işin arkasını takip etmeye karar verdim. Baktım bazı ürünlerin taklitleri satılıyor… Bunlardan birisi de o meşhur Trabzon Ekmeği… Buna Vakfıkebir Ekmeği de deniliyor… Son zamanlarda yol güzergâhlarında ve büyük marketlerin “unlu mamuller” bölümünde çokça göze çarpmaya başladı. Peki, gerçekten böyle bir ekmek üretiliyor mu? Gözlemlerimize göre, çok az yerde yapılıyor. Sadece adını kullanarak, insanımız göz göre göre aldatılıyor… Hem de kendisini dürüst, dindar vs. gösteren market ve fırınlar yapıyor bunu… Üstelik utanmaları arlanmaları da yok! Biraz yakından gözlem yapar ve dikkat ederseniz, sizler de görürsünüz. Bir gün, ünlü marketler zincirinin bir şubesindeki gıda sorumlusuna durumu izah ettim. Hem de gıda mühendisiymiş… Tam adamına rastladık, diye de sevindim… Ne de olsa, insana yararlı olan gıdaların nasıl üretilmesi gerektiğini mektebinde (!) okumuştur… Yoksa o koca diplomayı vermezlerdi! Görünüşe bakılırsa, “efendi” birisine benziyordu… Dediğim şu oldu… -Bu sizin raflarda “Trabzon Ekmeği” isminde bir ekmek var. O gerçek değil. Halkı yanıltmasanız iyi olur. Önce lafı eveleyip geveledi. Sonra, konuyu bildiğimi fark etti… Bu sefer, işin hileli olduğunu kabullenmek zorunda kaldı. Hatta üniversitedeki gıda profesörü olan hocası da, Trabzon ekmeğinin nasıl olması gerektiğini kendisine daha önce ayrıntılı bir şekilde anlatmış… Yani, söylenmesi gerekenler, benden önce söylenmiş… Anlaşılan o ki, işin içinde bilgi eksikliği yok… Mesele tamamen ahlâk meselesi… Fakat bu konuşmalarımız hiçbir şey değiştirmedi… Yine, fırında kırk elli dakika kadar pişirilen bir ekmek, üzerine “Trabzon Ekmeği” yazılarak raflarda yerini almaya devam etti. Vatandaş da, gerçekten “Trabzon Ekmeği” yediğini düşünerek almayı sürdürdü. Ne diyorlar? Alan memnun, satan memnun! Bir gün, ilgili marketin halkla ilişkiler bölümünün önüne bir “eleştiri defteri” konulduğunu fark ettim. Bu, şikâyet kutusundan biraz daha farklı. Yani yazılanları başkaları da okuyabiliyor. Hemen gidip halkın göz göre göre aldatıldığını; aksi takdirde konuyu basına taşıyacağımı, ismimi ve telefonumu da vererek yazdım… Aradan bir müddet sonra, ikazın işe yaradığını gördüm. Raflarda artık bu isimde bir ürün yoktu. Çünkü bu ekmek için özel un, özel maya, özel taş fırın ve özel bir ustalık gerekiyordu. Ayrıca fırında, düşük ısıda, en az üç ya da üç buçuk saat kalması şarttı… Bu da haliyle, onlara göre az para getiriyordu. Belki de işin can alıcı noktası burasıydı… Onlar, az emekle çok ekmek üretmek istiyordu… Yani, kısa yoldan köşeyi dönmek… Halkın sağlığı, kalitesiz mal tükettiği ve aldatıldığı kimin umurunda? Birkaç hafta sonra alış veriş için, yolum yine aynı markete düştü. Baktım, raflarda yine yok. Ne kadar memnun olduğumu bilemezsiniz! Tamam, işte oldu, dedim… Demek ki söylemek işe yarıyordu! Artık bu adamlar teşekkürü hak etmişlerdi… Madem eleştirdik; düzelince de teşekkür etmemiz gerekir… Şu söz ne kadar yerinde, değil mi? İnsan takdire âşıktır… İyi iş yaptıklarında iltifat görsünler ki, daha iyilerini yapsınlar… Tam duygularımı yazmayı düşünürken, bir de baktım ki, camlı bölmenin içersine birkaç tane aynı ekmekten koymamışlar mı? Üzerlerini okuduğumda, gözlerime inanamadım… İsmini değiştirip “Karadeniz Ekmeği” yazmışlar. Adetâ beynimden vurulmuşa döndüm. Bu kadarına da pes doğrusu! O anda, daha önce beyefendi (!) diye düşündüğüm sorumlu gıda mühendisimiz de orada değil mi? Beni görür görmez, uyarılarımın dikkate alındığını ve o ekmeği artık üretmediklerini söyledi. Peki, o “Karadeniz Ekmeği” ismi de ne oluyordu? İşi pişkinliğe vurarak, öyle bir ekmek üretmenin zor olduğunu, kendi tesislerinin buna müsait olmadığını ileri sürdü. Şimdi, yeni bir yalan ve aldatmaca ile karşı karşıya idik… Benim itirazımın, ekmeğin isminden çok cismine olduğunu pekâlâ biliyordu… Bu yapılanın daha da büyük bir hile olduğunu, insanları bu kadar hafife almalarının yakışık almadığını, boşuna eleştiri ve istek defteri koyduklarını, uygun bir dille, bir kere daha anlattım. Ha, şunu da düşündüm… Sanki sadece ekmek konusunda mı aldatılıyoruz? Hayır, kesinlikle hayır… Nerdeyse her alanda hem aklımız ve hem de ekmeğimizle bir şekilde oynanıyor… Eğitimden tutunuz, üretime, yönetime ve denetime kadar hayatın her alanında insanımız bir şekilde yanıltılıp aldatılıyor. Bakınız, üzerinde demokrasi, laiklik, hak ve hukuk yazan bir sürü paketlerimiz var… Ya kendileri? Ara da bul! Onun için halk, pek çok alanda, bir kandırmaca oyunu oynandığının farkında olmalıdır… Bu arada, şu husus da hatırda tutulmalı… Oyunun içinde olmamak yetmez… Çünkü kurunun yanında yaş da yanar! Bu makale 1383 defa okunmuştur.
|
YAZARLAR
TERÖRÜ LANETLİYOURUZGOOGLE TRANSLATETÜM GAZETE MANŞETLERİORDU'DA HAVA DURUMUİSTATİSTİKSitemizde 13 kategori, 1345 haber bulunmaktadır. Bu haberler toplam 2313541 defa okunmuş ve 1969 yorum yazılmıştır.
|
||||||||||
|
Kumruluyuz.biz© 2005 Tüm Hakları Saklıdır
Altyapı: MyDesign |
||||||||||||