| ||||||||||||
| ||||||||||||
| ||||||||||||
MENÜKUMRUAKTİF HABERHABER ARAFOTO GALERİSON YORUMLANANLAREN ÇOK OKUNANLARSİTEMİZİ BEĞENİN |
Boşa Dökmek
04 Temmuz 2009, 12:31 Halk arasında şöyle bir söz vardır… Doluya koysam almıyor, boşa koysam dolmuyor! Bir keresinde Nasreddin Hoca’nın başına da benzer bir iş gelir. Nasıl, bakınız… Kapıyı açtığında, derse gelen bir öğrencisiyle karşılaşır. Buna çok sevinir. -Geldiğine ne iyi ettin. Haydi, gel seninle kuyudan biraz su çekelim, der. Hoca kovayı kuyuya salıp su çıkarır. Sonra da bunu, öğrencisinin eline verdiği başka bir kovaya boşaltır. Defalarca zevkle bu işi yapar… Bu arada öğrencinin dikkatini bir şey çeker… Elindeki kova, dök dök dolmuyor! Bir de bakar ki dibi delik. Hemen bunu Hoca’ya söyler… Hoca’nın cevabı ilginçtir. -Hay Allah! Ben hep üstüne bakmışım. Dibini hiç hesap etmemişim… Görüldüğü gibi nüktede ilginç bir “hoca-öğrenci diyalogu” vardır. Başta öğrenci, ters giden bir şeyin olduğunu fark edip çekinmeden söyleyebiliyor. Hoca da bunu hiç diklenmeden kabul ediyor. “Delikse benim kovam delik!” deyip ne hava atıyor, ne de susturma yoluna gidiyor… Bir de şu var… Belki de bu kova Hoca’ya atalarından yadigâr kalmıştı. Kim bilir, ne hizmetler görmüş, ne susuzlar ve ulu kişiler bundan su içmiştir! Ama Hoca, bütün bunlara rağmen, kovayı kutsallaştırma yoluna gitmiyor. Olaya tamamen fonksiyonel bakıyor… Müzeye koyma söz konusu olsa, neyse… Bütün mesele şu: Şu anda, amaca uygun bir yerde işe yarıyor mu, yaramıyor mu? Diğer taraftan Hoca, delik kovayı doldurmaya çalışmanın “akıntıya kürek çekmek” anlamına geldiğini, “yaparak yaşayarak öğretme metodu” ile kavratmaya çalışıyor. Bir baraj mühendisi dostum, en çok diplere dikkat ettiklerini söylemişti… O zaman ben de bir latîfe yapmıştım… -Ya kafalardaki çatlaklıklara ne demeli? Aslında, fizikî alandaki pek çok çatlaklarla kafadakiler arasında yakın ilişki vardır… Diyelim ki bir kişi, bir yerde bir çatlaklık ya da delik fark ettiği halde gereğini yapmıyorsa, mutlaka o kafada bir çatlaklık vardır. İsterseniz, şu kafaya birlikte bakalım… Bir zamanlar şehirle ilgili plân ve proje çizen mühendisler, yetkili kişiye, fay hattını hatırlatır… O da kararını ve ardından da emrini verir… -Değiştirin fay hattını! Karar sizin… Ne diyecekseniz, deyiniz… Haydi, bu tek bir örnek… Peki, şuna ne demeli? Bir toplumda, balık tutmayı öğretme yerine, hala balık vererek karın doyurmaya çalışılmıyor mu? Siyâsetçisi, idarecisi, ekonomisti ve hukukçusu neden bunlara ses çıkarmıyor? İşin en vahimi de, bu konuları hatırlatanların saf dışı bırakılmaya çalışılması… Genel anlayış şu… -Beni sokmayan yılan bin yaşasın! Bu konuda, bir problem de şurada… Bazen sohbet ve toplantılarda, konu bir şekilde gündeme geliyor. Meseleyi enine boyuna anlatıyorsunuz… Tamam, işte oldu, diyorsunuz… Fakat sonunda, birisi kalkıp soruyor… -Bütün delikleri mi tıkamalıyız? Şimdi, gel de çık işin içinden! Bu sefer başlıyorsunuz yeniden anlatmaya… Genelde dip denilince bir şeyin alt tarafı anlaşılır. Ama bazı şeylerin dibi yukarıda, bazılarının dibi yanlarda, bazılarının ki dışarıda, bazılarınınki de içte olur, deyip sıralıyorsunuz… Yine maksat hâsıl olmamışsa, dağın dibinin uzakta, balonun dibinin üstte, insanın dibinin tepisinde olduğunu söylüyorsunuz… Baktınız, yine olmuyor; bu sefer de, tencerenin, tavanın ve kazanın dibinden bahsediyorsunuz… Yine tutmadıysa, şu atasözünü hatırlatıyorsunuz… -Dibini görmediğin suya dalma! Arkasından da mecburen yeni izahlar yapmak zorunda kalıyorsunuz. Meselâ diyorsunuz ki… Sır tutmayan, tasarruf etmeyen, ayağını yorganına göre uzatmayan, boyundan büyük işlere karışan ve tembellik gösteren kişilerin bir anlamda dipleri deliktir. Vefasızlık, duyarsızlık, adâletsizlik ve yalancılık da dipte bir delik olduğu sinyalini verir. Fikir fukarası kişilerin de delik bir tarafı vardır… Eğer bir kişi ilimden, irfandan, bir şeyin hakikatine (gerçeğine) ulaşma zevkinden mahrumsa; ne kadar tahsil görürse görsün, ne kadar hizmette bulunursa bulunsun, duydukları bir kulağından girer, öbür kulağından çıkar. Sevgiden, saygıdan ve tevazudan anlamayan kişiler de bundan farksızdır. Ne kadar yakınlık gösterirseniz gösteriniz, ehlileşmesi zordur. Bütün bunlar bize şunu gösteriyor… Bir eğitim ve öğretim sürecinde, dipler, çatlaklıklar ve delikler arasındaki ilişki iyi kavratılmalı. Yoksa, boşa döküp dururuz! Bu makale 1447 defa okunmuştur.
|
YAZARLAR
TERÖRÜ LANETLİYOURUZGOOGLE TRANSLATETÜM GAZETE MANŞETLERİORDU'DA HAVA DURUMUİSTATİSTİKSitemizde 13 kategori, 1345 haber bulunmaktadır. Bu haberler toplam 2313493 defa okunmuş ve 1969 yorum yazılmıştır.
|
||||||||||
|
Kumruluyuz.biz© 2005 Tüm Hakları Saklıdır
Altyapı: MyDesign |
||||||||||||