| ||||||||||||
| ||||||||||||
| ||||||||||||
MENÜKUMRUAKTİF HABERHABER ARAFOTO GALERİSON YORUMLANANLAREN ÇOK OKUNANLARSİTEMİZİ BEĞENİN |
Borcunuzu Kime Ödetiyorsunuz?
01 Ekim 2009, 00:22 Bir zamanlar, uzun yıllar mobilya mağazası işleten bir kişi ile sohbet ediyorduk. Bu esnada pek çok konu gündeme geldi. Taksitli alış-verişten tutunuz, halkın tüketim çılgınlığına kadar. Hele de bu çılgınlık, bayram, düğün, okul açılışları ve bir takım adlar altında gündeme getirilen bazı uydurma günler dolayasıyla doruk noktasına ulaşıyormuş. Bir ara konuşmamız birden diyaloga dönüştü. Kendisine soruyorum; oda cevap veriyor. -Halinizden memnun musunuz? -Allah'a şükür. -Hiç probleminiz yok mu? -Olmaz olur mu? -Nasıl, yani? -Bir kere işlerin eski tadı kalmadı. Geçen yıl ikiye sattığımız malların fiyatları bugün bir buçuk. Mülk sahibi de kirayı artırmak istiyor. Bir de müşterilerin, günü geçmesine rağmen, satın aldıkları malı değişitirme teklifleri var. Kullanıyor, kullanıyor, ondan sonra da beğenmeyip geri getirmek istiyor. Bu işi hastalık derecesine getirenler bile var. -Peki, sattığınız ürünler pek de temel ihtiyaçlara girmiyor. Buna rağmen dükkânınıza devamlı mal geliyor. -Bildiğiniz gibi, bizim müşterilerimizin çoğu hanımdır. Gerçi yanlarında beyler de gelir; ama hep onların dediği olur. -Ne anlama geliyor bu? -Anlatayım. Hanımlar genellikle birbirlerinden çok etkilenir. Kafalarında hep şu soru vardır. O komşunun var da benim niye yok? Sonunda bu fikir onları hem esir alır ve hem de dolduruşa gelmelerine yol açar. Beyler de, sırf hanımların dırdırından kurtulmak için, "evet" demek zorunda kalır. -Peki, hiç ihtiyaçtan dolayı alan olmaz mı? -Bunun oranı olsa olsa en fazla yüzde ellidir. -Öyleyse burada büyük bir özenti ve israf söz konusu, değil mi? -Tamamen öyle. -Size göre, bu ihtiyaç sahibi olmayanlar, hiç mal almasalar ne kadar gider? -Bu biraz kullanmaya bağlı. Ama iyi kullanılırsa otuz kırk sene. -Buna sabredebilirler mi? -Etmezler. Çünkü her yıl şekiller ve renkler değişiyor. Sonra reklamlar insanları gaza getiriyor. Adeta gözlerini kör ediyor. Hatta öyle bir ihtiyaç uyandırıyor ki, insanlar onu almazsa, kendilerini eksik hissetmeye başlıyor. Bir de bu kredi kartları var, işin içinde. -Bu kartlar sizin için yararlı mı? -İki taraf için de avantajlı. Sebebine gelince, biz bankadan paramızı alıyoruz. -Ya onlar? -Bankalar onlara yüksek limit tanımış. Şayet ödeyemezse faiz işletiyor. -Ya sonra? -Vatandaştan haciz vb. yollarla tahsil edemezse, en sonunda şu ya da bu şekilde kendisi ödemiş oluyor. -Yani banka zarar mı ediyor? -Hayır. Onlar devletle anlaşmışlar. Zarar gösterip vergiden düşüyorlar. Bu da devletin, dolaylı yoldan vergi kaybı demektir. -Şimdi devlet, bu alış-veriş çılgınlığı yapan kişiler yüzünden vergi kaybına mı uğruyor. -Biz öyle biliyoruz. Hiç öyle olmasa, bu bankalar bu işe girişir mi? Bu gerçekten vahim bir durum. Bu konuyu önemli bir banka yetkilisine sormadan edemedim. O da benzer şeyler söyledi. Ne oluyor, bu sefer? Devlet vergileri toplayamayınca, başka vergiler salma yoluna gidiyor. Bazen de verenden alıyor; vermeyenleri ise çeşitli yollarla af yoluna gidiyor. Zaten devlet gücünü elinde tutan bir kısım kişilerin bilgisizliği ve hırsları yüzünden halkın bu yüce kuruma olan güveni epeyce sarsılmış durumda. Eğer bu konuda acil tedbirler alınmazsa, toplumda büyük karamsarlık baş gösterebilir. Bu da toplumun çivisinin kayması demektir. Ayrıca mağza sahibi, boşanmaya kadar varan aile içi çatışmaların sebeplerinden birisinin de, yine bu gereksiz mal alma tutkusundan kaynaklandığını ifade etti. Bu konuda o kadar çok olay yaşamış ki. Baktım, iyi niyetli birisi. Bundan cesaret alarak, kendisine şöyle bir teklifte bulundum. -Biliyorsunuz, israf dinî açıdan haram. Ekonomik açıdan da insanların alım güçlerini zayıflatıp bunalıma sokmakta. Sonra ahlâkî de değil. Bu durum, toplumdaki dengeleri alt üst etmektedir. Sizler, ihtiyaç sahibi olmayanlara, boş yere mal almamaları tavsiyesinde bulunsanız, nasıl olur? Hatta ikna için çalışsanız? Böyle bir teklifle ilk defa karşılaştığı için, önce anlamakta zorlandı. Öyle ya, hem mal satmak için mağza açacaksınız, hem de ihtiyacı olmayanlara mal satmamaya çalışacaksınız. Eğer kafa maddeci ve kapitalist bir zihniyete sahipse, bu düpe düz kafayı yemektir. Daha sonra, meselenin ne kadar önemli olduğunu kavradı. Ve yapmaya hem karar, hem de söz verdi. Ne dersiniz; sözünü tutar mı? Tabiî ki bunu zaman gösterecek. Bize göre, başta sivil toplum kuruluşlarının, en başta bu yönde halka rehberlik yapması gerekir. Bu yolla, pek çok insanımızın aklını başına devşireceği ve ruh sağlığının düzeleceği kanaatindeyiz. Bu makale 840 defa okunmuştur.
|
YAZARLAR
TERÖRÜ LANETLİYOURUZGOOGLE TRANSLATETÜM GAZETE MANŞETLERİORDU'DA HAVA DURUMUİSTATİSTİKSitemizde 13 kategori, 1345 haber bulunmaktadır. Bu haberler toplam 2313861 defa okunmuş ve 1969 yorum yazılmıştır.
|
||||||||||
|
Kumruluyuz.biz© 2005 Tüm Hakları Saklıdır
Altyapı: MyDesign |
||||||||||||