| ||||||||||||
| ||||||||||||
| ||||||||||||
MENÜKUMRUAKTİF HABERHABER ARASON YORUMLANANLAREN ÇOK OKUNANLAR |
Şahsiyet Manzaraları
11 Şubat 2010, 22:59 Şahsiyet (kişilik) denilince, bir kimsenin şahsına ait tüm özellikleri akla gelir. İnsanların inançları, zekâsı, ihtiyaçları, biyolojik ve psikolojik yapısı, kültürü, içinde yaşadığı coğrafya, yönetim biçimleri, bağlı olunan ideolojiler, sosyal statüleri, taşıdığı isim ve lakaplar, şahsiyetin oluşmasında ve inşasında önemli rol oynar. İnsanın kendisini, çevresini ve olayları algılama şekli ile bunlara verdiği tepkiler, şahsiyet özelliklerini oluşturur. Buna göre her şahıs, yaşadığı olaylar karşısında farklı tavırlar alır. Halk arasında bir kişinin şahsiyetli oluşundan bahsedildiğinde, daha çok onun “tutarlı ve taviz vermez tutumu” anlatılmak istenir. Şahsiyet analizinde ise, insanların söylediklerinden çok yaptıkları göz önünde bulundurulur. Kişinin şahsiyet özellikleri, toplumda uyumsuzluklara yol açacak boyuta ulaşırsa, şahsiyet (kişilik) bozuklukları ortaya çıkar.[1] Kültürümüzde şahsiyet özelliklerini ifade eden onlarca atasözü ve deyim vardır… Bunların bir kısmı olumlu, bir kısmı da olumsuzdur. Meselâ temiz yürekli, güngörmüş, tecrübeli ve olgun kişiler “baba adam” olarak bilinir ve saygı görür.[2] Elbette ki baba adam olmak, kimseye gökten zembille inmez. Bunun için feleğin çemberinden geçmek şart. Bunların bir özelliği de şudur… Hem gani gönüllüdürler hem de halden anlarlar. Kimseye ne gönül koyarlar, ne sırtlarını dönerler, ne de birisinin işi düştüğünde görmezlikten gelirler. Baba adam, bir hak hukuk söz konusu olduğunda, beni sokmayan yılan bin yaşasın demez. İşin riskleri olsa da, sözünü dudaktan gözünü budaktan esirgemeden meydana atılır. Onun kitabında yazan şudur... Eğriye eğri, doğruya doğru… Baba adam müteşebbistir. Faydalı bir işe önce kendisi başlayıp herkese ön ayak olur. Kapısı herkese açıktır, baba adamın. Eh, ne demişler? Ağalık vermekle… Baba adam, kara gün dostudur. Sıkıntılı günlerde bile dostluğunu sürdürür. Onun özü ile sözü birdir. Ya olduğu gibi görünür, ya da göründüğü gibi olur. Böyle kişilere, toplumda ne kadar ihtiyaç var, değil mi? Bununla birlikte, olumsuz şahsiyet örnekleri de söz konusudur… Eline geçen ve hakkı olmayan şeyleri kendi çıkarı için kullanarak silip süpüren ve fırsat bulduğunda hiç çekinmeden çalıp çırpan kişiler için, “deveyi hamutu ile yutuyor” denilir. Sık sık fikir ve iş değiştirenlere, “daldan dala konan” tipler olarak bakılır. Bazen, “maymun iştahlı” denildiği de olur. Özellikle mesleğinde iyi yetişmemiş ve sabırsız kişilerde bu durum hastalık haline gelir. Genellikle bir yerde baş olup da kimseye hesap vermek istemeyen ve denetlenmekten kaçınan kişiler, bakınız, nasıl tasvir edilmektedir? Astığı astık, kestiği kestik! Bakıyorsunuz, adam kuru ekmeğe muhtaç. Ama bir de bakmışsınız ki, birden zengin olmuş, ya da önemli bir makama geçmiş. Hem de hiç alnı terlemeden. Artık ne küçük tanıyor, ne de büyük. Kibir ve gurur o biçim! Dalkavuklar dışında, yanına yaklaşana aşk olsun… Bunlar, “sonradan görme” sınıfına girmektedir… Bazı kişiler vardır… Bire bin katarak konuşur. Hiç utanıp arlanmadan bol keseden atar. Halk arasında bunu da şöyle tasvir ediyorlar… O ne anasının gözüdür, o! Karda gezer, izini belli etmez. Sinsi sinsi işler çevirir. Saman altından su yürütür. Kargayı bülbül, eşeği düldül diye satar! Hırslarının kurbanı olan, şükür nedir bilmeyen, buldukça bunayan kişiler de az değildir. Öyleleri vardır ki, selâm vermeye korkarsınız. Adetâ buluttan nem kapar. Bunlarla sosyal ilişki kurmak, diken üstünde yürümek gibidir. Gerçekten toplum rengârenktir… Biraz yakından bakınca, aza kanaat etmeyip çoğa gidenleri, deveye binip çalı arkasına saklanmaya çalışanları görürsünüz… Hele burnu Kaf dağında olanlar… Bunların çalımından geçilmez. Kendi bildiklerini okuyanlar, hep burunlarının doğrusuna gidenler de ayrı bir âlemdir. Bir de bunlara çenesi düşükleri kat… Beş kuruş verip konuştur, sonra on kuruş verip susturmaya çalış! Biraz daha yakından bakıldığında, o kadar çok şahsiyet türü görmek mümkün ki… Yalnız bunlar arasında en zor ilişki kurulanlar, dar kafalı ve anlayışı kıt olanlardır. Bunlara laf anlatmak, deveye hendek atlatmaktan zordur. Fakat akıllı insan, bütün bunları hayatın gerçekleri olarak kabul eder. Zaten başka çaresi de yoktur… Şahsiyet eğitiminde insanın kendini bilmesi, temel esastır. Bu konu Yunus’un sözlerinde şöyle ifade edilir: İlim, ilim bilmektir. İlim, kendin bilmektir. Sen kendin bilmezsen, Bu nice okumaktır. Bir eğitim sistemi, sadece bu sözler üzerine kurulabilse, insan gerçekten kendine yaraşır bir şahsiyet kazanır… Bir kere kendini bilen insan, var oluş boyutu içersinde düşünür. Olay ve olgulara “sebep-sonuç” çerçevesinde bakar. Bu da objektif olmasını sağlar. Ağzının söylediklerini kulakları duyar. Alçak gönüllü olur. Küçük dağları ben yarattım, demez. Sorumluluk bilinci içinde hareket eder. Yaşamak için yer. Sürekli kendisini eleştirir ve geliştirir. İlişki kurduğu kişilere güven verir. Her ne yapıyorsa işini ciddiye alır. Sevincini de öfkesini kontrol eder… Zaten bunlar olunca, gerisi kendiliğinden gelir.
[1] Makalede şahsiyet özelliklerini daha çok, eğitim boyutuyla ele almaya çalıştık. [2] Dilimizde “adam” kelimesi, hem erkek hem de kadın için kullanılır. Onun için, “baba adam” özelliği taşıyan kadınlara, “baba kadın ya da ana kadın” demeye gerek yoktur. Nitekim “bilim adamı” denildiğinde de aynı şey söz konusudur. Kadını da içine alsın diye, “bilim adamı” yerine, “bilim insanı” demek çok garip kaçmaktadır. Bir anlamda bu, hem kültürsüzlük ve hem de dil bilmemektir. Bu makale 346 defa okunmuştur.
|
YAZARLAR
FOTO GALERİİSTATİSTİKSitemizde 13 kategori altında, toplam 1007 haber bulunmaktadır.Bu haberler toplam 1030429 defa okunmuş ve 1547 yorum yazılmıştır. Sitede Toplam 22 Editör var. |
||||||||||
|
Kumruluyuz.biz© 2005 Tüm Hakları Saklıdır
Altyapı: MyDesign |
||||||||||||