| ||||||||||||
| ||||||||||||
| ||||||||||||
MENÜKUMRUAKTİF HABERHABER ARASON YORUMLANANLAREN ÇOK OKUNANLAR |
Görmek İstersen
27 Aralık 2007, 02:30
İnsana, varlıkları algılaması ve olup bitenin farkında olması için, "göz" denilen bir mekanizma verilmiştir. Yalnız "görme" denince, bunu sadece gözün bir fonksiyonu olarak görmemek gerekir. Çünkü görmek için, pek çok unsurlara ihtiyaç vardır. Bu gerçeği Yunus şöyle dile getirir: Yol oldur ki doğru vara, Göz oldur ki hakkı göre, Er oldur alçakta dura, Yüceden bakan göz değil. Evet, insandan istenen, hakkı ve doğruyu görmesidir. Yalnız bunun önünde o kadar çok engel vardır ki. İnsan vardır; ne kadar anlatsanız, Nuh der, Peygamber demez. Bir kere, gördüğünden, bildiğinden şaşmamayı kafasına koymuştur. Bunlar burunlarının doğrusuna gittikleri için, burunlarının dibini göremez. Tarihe baktığımızda, peygamberleri en çok uğraştıran tiplerin bunlar olduğu görülür. Bazen para, makam, şan ve şöhret, insanın gözünü döndürür. Meselâ cebi para gören bazı kişiler, fakir fukarayı ve gözyaşı dökenleri kollayıp göz kulak olacak yerde, tam aksine küçük görür. Hâlbuki ona yaraşan hâcet görmektir. Bu da göz tokluğu olmadan olmaz. Eğer bir insan, bir garibi ya da bir mazlûmu gördüğünde, gözleri dolu dolu olmuyorsa, istekleri olduğunda başından savarak, "Ne halleri varsa görsün" diyorsa, kesinlikle bir görme kusuru vardır. Yüksekten bakanlar, önüne gelene kulp takanlar, rakip gördüklerinin başına çorap örenler, kendisini dev aynasında görenler, sağ eliyle verirken, özellikle sol elinin görmesini isteyenler, gerçek anlamda "görme özürlü"dür. Açlık ve yoksulluk, hırsların kabarması ve heveslerin coşması da, görmeyi engeller. "Aç ayı fırın yıkar", sözü boşuna söylenmemiştir. Büyük mütefekkir Mevlanâ (1207-1273), bu konuyu "Kuş ve Avcı" hikâyesinde çarpıcı bir şekilde anlatır. Hikâyeye göre kuş, açlık yüzünden buğday tanelerine hırsla saldırır. Ama etrafındaki tuzağı göremez. Ardından da feryâdı basar. Fakat son pişmanlık para etmez. Bir kere açlık ve tamah aklını başından alıp gözünü kör etmiştir.[1] Görme hatalarının en büyük sebeplerinden birisi de, insanın gurura kapılıp kendisini mükemmel görmesidir. Bu gibiler kargadan başka kuş tanımazlar. Dedikleri dedik, çaldıkları düdüktür. Bir keresinde, eğitime ağırlık veren özel bir vakfın toplantısına davet edilmiştim. Güya, daha iyi bir eğitim yapmak için, benden fikir alacaklarmış! Nerde! Daha toplantıya başlar başlamaz, vakıf başkanı bir söz aldı; gerisini ne siz sorun, ne ben söyleyeyim. Amma da çok şey bilirmiş! En sonunda işi şu noktaya getirdi: Eğitim işinden en iyi anlayan kişi, parayı bulan kişidir. Her ne kadar okul müdürü ve bazı öğretmenler, eğitimin kendilerine bırakılmasını söyleseler de, pek kale alınmadı. Bana sadece, seyretmek düştü. İş olsun diye davet ettiklerini, zaten ta baştan biliyordum. Çünkü bu gibiler, genelde böyle yapar. Eğer işin en sonunu merak ediyorsanız, onu da söyleyeyim. Şimdi o vakfın da, okullarının da yerinde yeller esiyor! Sebebi ise, gayet açık. Vakıf başkanı olan efendinin, eğitim meselesine, at gözlüğü ile bakması. Niçin böyle diye sorarsanız, söyleyeyim. Bir kere, ne parayı yönetmeyi biliyordu, ne de bu konuyu bilenlere değer veriyordu. Sonradan görme oluşu her halinden belli idi. Bir de, yaptığı yanlışların doğru olduğuna inanmıştı. Zaten kör olmak için, bunlar yeter. Bu gibi kişilerin bir özelliği de şudur: En küçük eleştiriye bile tahammülleri yoktur. Kendi gözlerindeki çöpü görmezler; ama elin gözündeki çöpü mertek (direk) sanırlar. Varsa kendileri, yoksa kendileri. Öyle anlaşılıyor ki, şu sözde ne kadar haklılık payı var. Ağacı seyreden ormanı göremez! Farklı konum ve güçleri elinde tutan egoist ve despot kişiler, gerçeklerin görülmesini engellemek için, çoğu kere,din, devlet, millet, bayrak, ırk, vatan, demokrasi, adâlet, eşitlik, hürriyet vs. gibi kutsal ya da kutsallaştırılmış değerleri kullanırlar. İnsanların gözünü boyamada kullanılan boya, genelde bu malzemelerden üretilir. Biliyor musunuz; Şeytan'ın da metodu budur. Hırs, adâletsizlik, aşırı nefret ve sevgi, ideolojik düşünceler, ırkçılık, bölgecilik, meslek dayanışmacılığı, ayrımcılık, sözleri allayıp pullayarak söylemek de gözlerin önünde bir perdedir. Aslında insan, görmek isteyince görebiliyor. Yeter ki kafasını kuma sokmasın! Ha, bir de şu var. Acıktığında, kedi gibi yavrusunu sıçan gibi görmeye çalışmasın!.. Prof.Dr.Abdullah ÖZBEK [1] Abdulbaki Gölpınarlı, Mesnevî Tercemesi ve Şerhi, 2. Baskı, İnkılâp ve Aka Kitabevi, İst. 1984, c, 6, s, 420, Beyit, 530-539) Bu makale 928 defa okunmuştur.
|
YAZARLAR
FOTO GALERİİSTATİSTİKSitemizde 13 kategori altında, toplam 1007 haber bulunmaktadır.Bu haberler toplam 1025973 defa okunmuş ve 1547 yorum yazılmıştır. Sitede Toplam 22 Editör var. |
||||||||||
|
Kumruluyuz.biz© 2005 Tüm Hakları Saklıdır
Altyapı: MyDesign |
||||||||||||